“`html
Günümüzde Aile İçi Ücretsiz Bakım ve Hukuksal Boyutları
Aşağıda, konuyla ilgili son dönemlerde hazırlanmış olan uluslararası bir eserimin kitabın bölümüne dayanan önemli bilgilerin ve 14 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirdiğim bir sunumun gözden geçirilmiş halinin özetine yer verilecektir. Bu içerik, ilerleyen günlerde daha kapsamlı bir makaleye dönüşecektir.
Literatürde, aile içi bakım konusunda kullanılan terminoloji ve sınıflamalar üstünde bazı belirsizliklerin bulunduğu gözlemlenmektedir. Bu nedenle, yazının ilerleyen kısmında bu belirsizliklerin açıklanması ve konuyla ilgili detaylı bilgilendirmelerin yapılması hedeflenmektedir.
Bu çalışmanın odağında, kadınların çeşitli aile bireylerine, resmi bir bağ olmasa dahi, “aile yardımlaşması” çerçevesinde sağladığı gönüllü, ücretsiz bakım hizmeti yer almaktadır. Burada “ev içi” terimi, ücretli bakım ile karıştığı için tercih edilmemiştir.
Kadınların, aile içindeki ücretsiz bakım faaliyetleri, ailedeki diğer ücretsiz emek türlerinden biridir.
Bu konunun birçok boyutu bulunmaktadır; etik, ekonomik, sosyal ve hukuksal olarak incelenmesi gereken pek çok yön mevcuttur. Çalışmam, bu boyutların hukuksal tarafına odaklanmaktadır.
Aile içi ücretsiz bakımın toplumsal cinsiyet açısından hukuksal boyutu, üzerine eğilinmesi gereken bir konudur. Bu noktada, aile içi bakım hizmetinin kimler tarafından, nerede ve hangi koşullarda verildiğine dair ayrım yapılarak analitik bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Veriler, bakım hizmetlerinin çoğunlukla kadınlar ve kız çocukları tarafından sağlandığını gösteriyor.
Aile içindeki ücretsiz bakım, hem çalışan hem de çalışmayan kadınlar tarafından sunulabilmektedir. Ancak bu durum, çeşitli sosyal ayrımcılıklara ve angarya yasağı ihlallerine sebep olabilmektedir.
Ücretsiz aile içi bakım ile ücretli bakım arasındaki ayrım net bir şekilde yapılmalıdır. Zira, ücretsiz bakım, daha köklü eşitsizliklere yol açmakta ve kendine özgü dinamikler içermektedir. Ücretsiz bakım, toplumun sürdürülebilirliği açısından büyük bir öneme sahip olmasına rağmen, hukuksal sistem tarafından iş ya da çalışma olarak kabul edilmediğinden, iktisadi katkı da bu perspektiften görünmez kalmaktadır. Bu yüzden, ücretsiz aile içi emek, genellikle hukukun müdahale etmediği bir alan olarak değerlendirilmektedir.
Bakım hizmetlerini hem ücretsiz, hem de ücretli veren bireyler de bulunmaktadır. Ancak bu konunun farklı bir hukuk çerçevesi gerektirdiği için mevcut çalışmanın kapsamı dışında tutulmuştur.
Literatürde, İngilizce “care” terimi bağlama bağlı olarak değişen pek çok anlamı bünyesinde barındırmaktadır. “Care”, hem önem verme hem de bir kişinin bakımını üstlenme anlamına gelebilir. Fakat, bu terimler farklı disiplinler açısından farklı sonuçlar doğurmaktadır. Bu çalışmanın odağı, “özen gösterme” değil; bireylerin bakımını üstlenme ile ilgilidir.
Aile içi ücretsiz bakıma dair sonuçlar, bu hizmeti veren kız çocukları için ayrı bir hukuki rejim teşkil ettiğinden, bu konu kendi başına ele alınacaktır.
Ücretsiz Aile İçi Bakım ve 3R İlkeleri
Kadınların aile içindeki ücretsiz bakım emeklerinin neden hukuksal ve iktisadi çerçevede tanımadığına dair, özel alan-kamusal alan ayrımı ile cinsiyetçi iş bölümü gibi konulara girmeden genel bir çerçeve sunmak gerekirse; 19. yüzyıldan itibaren Charlotte Perkins Gilman gibi öncülerle, kadınların ücretsiz emeklerinin görünür kılınması için verilen mücadele ve 20. yüzyılın başlarında İskandinav ülkelerinin attığı adımlar bu bağlamda değerlendirilebilir.
İngiliz sosyolog Diane Elson, bu konuda alınan önlemleri üç ana başlık altında toplar: Tanıma (Recognition), Yeniden Dağıtım (Redistribution) ve Azaltma (Reduction). Bu doğrultuda, aile içi ücretsiz bakım emeğinin tanınması, bakım yükünün yeniden dağıtılması ve bu yükün azaltılması hedeflenmektedir.
Genel bir çerçevede, aile içi ücretsiz emeğin tanınması, devletler tarafından finansal değerinin ve rolünün kabul edilmesi anlamına gelir. Örneğin, ücretsiz bakım emeğinin ulusal istatistikler ve hesaplamalara dahil edilmesi bu kapsama girmektedir.
Kadınların aile içindeki bakım yükünün azaltılması, bu yükün paylaşımına bağlıdır. Yani, bu yükün bireysel sorumluluğun dışına çıkarılarak toplumsallaştırılması ya da kamulaştırılması gerekmektedir.
Türk Hukukunda 3R Hedefleri ve Çözüm Önerileri
Türk Hukukunda 3R hedeflerinin yerini değerlendirirken;
Birincisi, Türkiye’deki ücretsiz kadın emeği istatistiklerde ayrı bir kategori olarak yer alsa bile, resmi iş gücü ve ekonomik üretim hesaplarına dahil edilmemektedir. Bu durum, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır ve devlet, kadınlara eşit muamele yapmamaktadır.
İkincisi, Anayasa’nın 41. maddesi gereğince, aile eşitliğine dayanmaktadır. Devlet, onayladığı uluslararası sözleşmeleri uygulamakla yükümlüdür; bu nedenle, toplumsal cinsiyet rollerinde eşitliğin sağlanmasına dair çalışmalar yürütmelidir. Örneğin, kadınlar ve erkekler arasında bakım yükünün paylaşımını sağlamak amacıyla toplumsal cinsiyet normlarının değişimine ihtiyaç vardır.
Ayrıca, devletin kreş, hasta, engelli ve yaşlı bakım hizmetlerini sunması, bu konuda bir altyapı oluşturması ve gereken bütçeyi ayırması önem taşımaktadır. Devletin cinsiyet temelli bütçe planlaması yapılmalı ve gerekli destek mekanizmaları sağlanmalıdır.
Mevcut mevzuatın özellikle Avrupa Birliği çerçevesinde, bakım yükünün yeniden dağıtımıyla ilgili olarak kadınların ücretli işte çalışıyor olmaları beklenmektedir. Ancak kadınların bakım yükünün azaltılması ve yeniden dağıtılması konusunda, çalışmayan kadınların durumu da dikkate alınmalıdır.
Buna göre;
- Toplumsal cinsiyet eşitliği için zihniyet değişikliği her koşulda desteklenmelidir.
- Devletin destek hizmetleri sağlaması gerekmektedir; bu bağlamda kreş ve bakım hizmetlerinin genişletilmesi elzemdir.
- Ücretsiz emeğin hukuken tanınması gerekmektedir; aile içi bakım işi asla gönüllü bir faaliyet olarak değerlendirilmemelidir.
- Ücretsiz emek veren kişilerin, sendikalarda temsil edilmeleri ve hak mücadelesi yürütmeleri desteklenmelidir.
Sosyal yardımlarla ilgili mevzuatta kadınların ücretsiz emeğinin tanınmasına yönelik olumlu adımlar atılmıştır. Ancak, bu noktada geriye gidiş çabaları, hak kayıplarına yol açmakta ve Anayasa’ya aykırı bir durum oluşturmaktadır.
(KB/EMK)
“`